Anasayfa
 

  Kurum Yönetimi Labarutarı

  Laboratuvar personelleri
 
Personel adı : Dr.Muhammet AKSIN
Enstitü Müdürü
Telefon : 0216 390 12 80
Email :maksin@penvet.gov.tr
Personel adı : Yusuf ENGİNAR
Personel ünvanı :Md. Yard.
Telefon : 02163901280-114
Email : yenginar@penvet.gov.tr
Personel adı : Alpaslan TEMUÇİN
Personel ünvanı : Md. Yard.
Telefon : 0 2163901280-113
Email : atemucin@penvet.gov.tr
 

  Makaleler
   

  Ürünler
 

Henüz Ürün girilmemiş!
 

 Hakkında
Şefik KOLAYL'nın E.Kadri UNAT'a mektubu (2)

Şefik Kolaylı

Büyükelçi Sokak No . 3/3                                                             5.KASIM. 1969

 

 

 Çok Muhterem Efendim Dr. Prof. Ekrem K.Onay Beyefendiye;

 

         Elkerimü iza vaade vefa “  Mücibince aklımda olanları yazıp takdim ediyorum. Zati âliniz bunların içinden istediğini yazar istediğinizi yazmazsınız. Ben aklıma gelen ne varsa yazdım. Belki ilerde bu mesleğin belki tarihini de yazarsınız. Neyse…..

 

    Yazıların belki pek lüzumsuz olanlarını ihtiva edecektir. Okumak yönünden sizi yorduğum için af diler niyahetsiz saygı ve mehabetlerimi sunarım.

   

     İhtiyaten size ikişer olarak gönderiyorum.

 

 

                BAKTERİYOLOG DR. REFİK BEY  (GÜRAN)

 

1-     İlim yönünden çok kuvvetli bir bakteriyolog idi. Muhakkak ki çok zeki bir zattı. Hele matematiği çok kuvvetli idi. Ahlaken temiz saygılı bir zattı. Kolay kimseyi belenmezdi. Remlinger’le hiç sevişmezlerdi. Bilgisini cömertçe göstermek istemezdi. Ben nasılsa sevgisini kazanmışımdır. Nitekim araştırmalarını yalnız benimle yapar, diğerlerinden saklamaya çalışırdı. Buna daima tuhafıma giden bir olayı yazmaktan kendimi men edemedim.

 

Bir gün beni çağırarak  “ Şefik Efendi sana bir şey söyleyeceğim, fakat bu senede kalacak “  dedi. “ Emin olun “ dedim.

 

Sığır Vebası serumuna Acide Phenik karıştırıyoruz, bunu ben icad ettim, sebebi nedir diye sordu. Ben de seruma herhangi bir şey karışıp tefessüh etmemesi içindir deyince hayır dedi. Serum bizatihi antiseptiktir. Bu değildir. Herhangi bir suretle kan aldığımız danalar olabilir ki Piropilazmosa müpteladırlar, her ne kadar serum öküzlerine zerk etmeden evvel kan muayenesi yapıyorsak da belki görmemek ihtimali karşısında kanda piropilasmoz olabilir. Serum öküzlerine bunu vermiş oluyoruz. Bu sebepten Seruma Acide Phenik karıştırıyoruz. 15 gün bekliyoruz. Bu müddet zarfında şayet virüs-i kan verdiğimiz öküzlere piropilasmos bulaşmış ise bu 17 günde serumda olan telef olması için yapılıyor demişti. İlmini vermek de ileride bahsedeceğim gibi hasisçe idi.

       Ben onun kadar hazinenin menfaatini müdafaa eden, koruyan az insan tanırım. Müesseseye gelen her malı tetkik eder ve bir tüccar gibi her malın fiyatından ve kalitesinden anlardı. Yani bu hususta kuş uçurmaz kervan geçirmezdi. O vakitler Bakteriyolojihanei Osmanî’de ecnebiler müdürlük ederlerdi. Mesela Remlinger muntazam Enstitü Pastör kursu verdi. Buraya isteyen doktorlar devam ederlerdi. Ben buraya Refik beyden gizlice haftada iki defa giderdim. Ondan saklardım. Zira benim Remlinger’e gitmemi istemediğini bir gün hafiften sorduğumda anlamıştım. Hâlbuki Refik Bey pekâlâ Bakteriyolojihanei Baytaride o da bir kurs açabilirdi.

 

         Remlinger ben Enstitü Pastöre devam ederken Remlinger de İstanbul dan ayrılmıştır. Enstitü pastöre gelmiştir. Bunun işittim. Enstitü pastör kütüphanesinde bir gün rastladım. Yanına gittim. Beni tanıdığı için güler yüzle yanına gittiğimde elinin tersiyle beni kovmuştu. Sonradan işittiğime göre Remlinger İstanbul’dan gücenik olarak ayrılmıştı.

 

        İstanbul’a gelen Bakteriyolojihanei Osmani’de Müdürlük yapan ecnebilerle hiç sevişmemiştir. O yalnız Nikolü sever hem de pek çok severdi. Nitekim Nikolün de onun sevdiğini şöyle anladım. Enstitü pastöre giderken Refik Bey Nikola talebesi olduğuma dair bir mektup vermişti. Bu mektubu verince Nikol bana çok yakınlık gösterdi. Şefi Largout’ya emir verdi. Kendi laboratuvarına girmeme ve istediğimi sormama emir ders salonunda ameliyat yaptığımız esnada doğruca benim yanıma gelirdi. O vakitler Enstitü Pastörde iki kurs salonu vardır. Birisi Nikolün diğeri Borel’in.

 

        O vakitler Wasserman teamülü halli müşkil, muğlâk bir mesele halinde bizleri şaşkına döndürmüştü. Refik Bey ne yapıp bunu becermiştir ki hiç unutamam. Fakat hiç birisine göstermemiştir. Söz sırası gelmişken anlatayım. Eskiden Türkler her milletin üstünde sanatkâr iken bu hasisliklerinden ötürü Haleflerini sanattan mahrum etmişlerdi. Buraya münasebet almaz amma sizi bu bapta bir nebzecik malûmattar etmek hevesiyle yazayım.

 

        Biraderim merhum Neyzen Tefik neyin başına takılan ve manda boynuzundan yapılan başpare denilen ve neyin başına takılan ve ihtiza başlıca yardım eden şeyi Mercan tarafında uzun çarşı denilen yerde Mumbacak İsmail Ağaya yaptırırdı Bu zat Başpare yapmakta çok mahir idi. Onunu yaptığı başpare ile ses çıkarılması çok zor olan neyde İlahi bir ses çıkardı… İşte İsmail Ağa biraderin bir çok ısrarlarına rağmen sanatını kimseye öğretmemiştir, onun vefatından sonra da artık o Başpareler yapılamaz olmuştur. İşte Türklerde bu sanatlarını esirgeme neticesi birçok sanatlar kaydolup gitmiştir.

 

          Dr. Refik Beyin bana yakınlığı da ona son derecede hürmetkâr oymaklığımdır.  Ekseriya onunla Sultanahmet’ten Beşiktaş’taki evine kadar gider yine yayan olarak Sultanahmet’e karanlıkta dönerdim. Tramvaya binmezdi. … para meselesi….. Hulasa: kuvvetli bir bakteriyolog, Anal de İnstitüt Pasteur Bülteni takip eden çok zeki bir zattı.

 

2-     Mikroptan korku evhamı hastalığına müptela idi, hiçbir zaman kapı tokmağını, muslukları eliyle tutmaz dirseğiyle kapama, açmağa çalışırdı.. Kimsenin elini sıkmazdı. Mecbur kalırsa parmaklarına toka yapardı. Sonra da cebinde taşıdığı alkol ile hemen yıkardı…. Bu sebepten kendine mahsus laboratuarında çok temiz çalışırdı. Esasen bu her bakteriyologun yapacağı başlıca bir iştir.

 

Doktorluğu fena değildi. O şöyle söylerdi. Hocam Nikol Bakteriyoloji klinikle paralel gider ve kitabının başında da böyle yazar derdi… Mektep doktoru Kimya hocamız Dr. Şükrü paşa gelemediği zamanlar Refik Bey onun yerine vazife görürdü. Bu sebeple Şükrü paşadan daha iyi doktordur diye okuyuculardan işitirdim.

 

       Bursa Meb’usu olduğu zaman Yüksel Caddesinde bana yakın bir apartmanda oturuyordu. Ekseriya ziyaretine giderdim. Oğullarını eskiden tanırım. Fakat hanımı görmemiştim. Zira o vakit tesettür vardı. Sonradan iyi komşuluk ettiğimiz zaman hanımından şunları anlamıştım.

 

       Hoca gayet kıskanç imiş. Hanımını bir seneye yakın evden dışarı çıkarmadığı vakit olurmuş. Bu sebepten hanımı morfinomani olmuş ve bu hal kızı Nevin Hanıma da geçmiştir. Oğlu yüksel Mühendis Galip Güran Şimendiferler Genel Müdür olduktan sonra bir tiyatro piyesi yazdı ve Ankara’da birçok defalar oynandı. Bunda anasıyla hemşiresini kastederek yazmış olduğunu işittim. Piyesin adı hatırımdan çıktı…. Meşhurdur.

 

        Yine hanımı anlatmıştı. Bir zamanlar Refik Bey yorganı yatağının üstüne yarım üstüvane şeklinde örtecek şekle sokmuş içine öyle girermiş Hanımı Şefik Bey oğlum neler çektim neler derdi.

 

3-     Hasisliği:

 

A- Enstitüde öğle yemekleri için arkadaşlarla kavanozda sebzeli et yemeği Otoklavda yapar yerdik. Kavanozun ağzını açar açmaz kıvırcık etinin hoş kokusunu ortalığa yayılırdı ve Refik Bey bunu görür çıkardığımız halde yetmezdi. O evinden kim bilir ne gibi itinalarla hazırlattığı döşü yedi kat sterilize olmuş gazete kağıtlarına sarar yine sterilize olmak için aynı gazetelere sarılmış kızarmış ekmeği bir yere dokunmaksızın eline alarak yerdi ki bir nevi azap halinde idi.

         Bir gün bana öğleden sonra ikindiye yakın Şefik Efendi Babı Aliye git. Orada ecnebi kitabı satan Nokolsidis vardır ona Kollenin Bakteriyoloji experimentalini ısmarladım gelmiş al getir dedi. Gittim getirdim. Akşam tatilinde herkes gittikten sonra sen kal gitme kitap okuyacağız dedi… Ben de artık bir sevinç ki sormayın. Uzatmayalım kitabı açtı. O vaktiyle Nişantaşı’nda Nikol’le keçilerin Zatürcenp ve sairisi (Akciğer ağrısı diyorlar şimdi) hakkında araştırma yapmışlar. Kitapta ılup olmadığını aradı ve buldu. Keyiflendi. Okuduktan sonra zili basarak sterilizasyonda çalışan hademe Hüseyine yemeğini ısıtmasını söyledi.

 

        Meğer oda o gün bizim gibi kavanozda yemek hazırlatmış, bitirememiş, artmış. Artanı yemek için kalmış. Yedikten sonra artık gidelim dedi. Yine bermutat ta Beşiktaş’taki evinin önüne kadar götürdüm.

 

B- 1907 sonu Üsküdar vapur iskelesinde Mu’ayene’i Hayvaniyeye memuruyum. İstanbul cihetine geçecek hayvanların muayenesiyle meşgullüm. O vakit hayvanlar Üsküdar’dan Sirkeci’ ye araba vapuru ile geçerdi.

        

     Vakit yaz… Bir gün Refik Bey kulübeme geldi. Bulgurluda yazlığa gelmiş. Oraya araba 5 kuruştan aşağı gitmiyorlar, sen bunları tanırsın. Bana bak 3 kuruşa bir araba bulabilirsin, dedi… Onun kulübemde oturttum, gezdim kabil değil beş kuruştan aşağı gitmiyorlar. Hocamın gözüne girmek için arabacının birisine al şu iki kuruşu şimdi geleceğimiz hocamdır. O sana 3 kuruş teklif edecek sen de Baytar efendinin hatırı için 3 kuruşa götürürüm dersin dedim. Ve öylece yaptık. Artık Hoca memnun. Ertesi günü yine geldi… Biz yine alelmutat 2 kuruşu verdik 3 kuruşu da o vererek Bulgurluya gitti. Bu hemen hemen bir hafta devam etti. O vakit her gün iki kuruştan 14 kuruş muazzam bir para olduğundan ne yapacağımı düşünürken bereket versin Erenköy ve Sahrayıcadit Veterinerliğine tayin olundum. Ve kurtulduk. O hakikaten arabacılar benim hatırım için onu 3 kuruşa Bulgurluya götürüyor zannederdi. Eğer hakikati bilse idi katiyen razı olmazdı. Bunu bildirmek lazımdır.

 

C- Hoca Türkçü idi. Hem de oldukça koyu Türkçü… Müdür muavini Baytar Cafer Bahri Bey ( Ayni zamanda mektepte et muayenesi hocası idi) sevmezdi. Ve oldukça hür fikirli bir zat olup belli edilmeyecek şekilde saray düşmanı idi… Nikolün gücenik olarak İstanbul’dan ayrılmasından dolayı saraya kızardı. Yalnız Nikolaki Beyi çok severdi.

 

      Zati âlinize burada arz ettiğim gibi ne biliyorsam yazacağımı vaat etmiştim.

 

“ Bir hakikat kalmasın Allahım Alemde nihan “

 

   Dedikleri gibi şuna yazacağım. Şöyle ki:

 

   Ben deniz 12 yaşında Şair Mehmet Akif Beyin terbiyesi altına girdim. Mithat Cemal’in ( Mehmet Akif) Eşref Edibin “ Mehmet Akif” Hasan Basri Çağatay’ın “ Akifname  “ kitabında bende bahs vardır. B u sebeple Akifin yakınıyım. Dr. Refikte hocamdır. Ona da daimahürmetkarım. Arzu etmediğim bir hadiseden bahsetmek isterim.

     Refik bey uzun zaman terfi etmemişti. Balkan harbi esnasında Çatalca’da harp olduğu bir zamanda Refik Bey Ziraat Nezaretindeki Baytar Umum Müdürlüğüne gelerek uzun zaman terfi etmediğini anlatmak isterken Başkâtip olan Mehmet Akif Beyin birdenbire canı sıkılarak “ Sen top seslerini işitmiyor musun?  Bey herif “ diyerek onun karşısına dikilmesi ikisini de sevdiğim bu rahmetliler arasında şiddetli bir sevgisizlik yaratmıştı… Bundan çok azap duyardım… Refik bey bundan dolayı Akif’i sevmez ve birkaç defa, İstiklal Harbi Marşında “ Korkma Sönmez Bu Ufuklarda Al “ kelimesini ele alır Türk neye korksun diye Akif’ in bu mısrasını tenkit ederdi. Her ikisine de Allah gani gani rahmet eylesin.

 

D- Refik Beyi dünyanın en bahtiyar insanı zannederdim. Çünkü han ve emlak-ı vardı. Takdir edilecek derecede dört oğlunu da okutmuştur.

 

1/1- Galip Güran Fransa’da Mühendislik tahsil etmiştir. Nihayet Şimendiferler Genel Müdürü olmuştur. Dr. Refik Beyin istediği bir aileden kız almıştı. Çok üzülmüştü. Onu teskin için Pendik Bakteriyoloji Müdürlüğü esnasında çok teselli ettim. Galip çok alkol yüzünden vefat etmiştir. Bu acıyı da gördü.

 

2/1 – Dr. Ragıp – Bakteriyologdu. Şişli Etfal Hastanesi Baştabipliğinde bulunduğu bir zamanda Dr. Refik Bey hastalanmış, bu hastanede yatarken kendisine bakmak üzere yanında bulunan hanım ansızın üremiden vefat etmişti. Yıldırımla çarpılmış gibi oldu. Teselli için Zekai Muhammerle bir hayli teselli ettik.

 

3/1- Ragıp’ı kaybetti. Ragıp’la hemen hemen dargın gitti diyebilirim. Şöyle ki: Refik Bey Şişli’de İskeroğlu Sokağındaki apartmanında iken yine teselli için gitmişti. Dr. Ragıp geldi. Refik bey Doktor istedi, hasta yatakta yatıyordu. Ragıp Refik Beye hitaben! Sana artık Doktor beğendiremiyoruz, diye çıktı. Refik fena halde kızdı ve kovdu. Sonra bana bu edepsiz için az mı çalıştım. Onu komünistlikten kurtarıncaya kadar çektiklerimi ben bilirim demişti.(………………..)

 

4/1- Sakıp Hukukçudur. Cezaevleri Umum Müdürlüğünde bulundu şimdi emeklidir.

5/1- Talip Güran İstanbul Ağır Ceza Reisidir. Kuş meraklısıdır.

6/1-  Saip Güran- Bahriye mühendisidir. Emeklidir. Şimdi  Ankarada hal karşısında iş hanında Bakteriyoloji ve kimya laboratuarları alet ve edevat tamiratını yapar.

6/1- Kızı nevin Ankaradadır. Bir yüksek Mühendisle evlidir.

8/1- Refik Beyin ne vakit Veteriner Bakteriyoloji Enstitüsünden ayrıldığını evelce yazdım.

9/1- Refik’in hazırladığı aletler: Sığır vebası serumu için port virus olarak hastalandırdığımız danaların kanından istifade ettiğimiz bir sırada refik bey bunları kanına Eau fizyolojik koymak suretiyle fazla virüs almak için eski lisanla Hasıra dediğimiz boşluğa hem içine hem de dışı olan derinin üzerine adepte olacak şekilde plak ortasından kauçuk tüp geçen bir alet icat etmişti. Bununla danayı öldürmeden 6 saat evvel karnına fizyolojik korduk ve bunun bilhara öldürdükten sonra alır serum öküzlerine zerk ederdik. Fakat sonradan kanın pıhtılaştığını miktarının azaldığını ve istediğimiz istifadeyi göremediğimizden vaz geçtik.

 

10/1- Refik beyin o vakit ayrı müessese olan çiçek aşısı müessesesini idare edip etmediğini bilmiyorum. Bizim zamanımızda yalnız bizim müessesemizde çalışırdı. Çiçek tüplerini doldurmak için havasını tahliye etmek suretiyle kloşda tüp doldurma cihazını yapmıştır.

11/1- Bakteriyolojihanei Baytarideki çalımaları ve araştırmaları bundan evvel zati âlinize verilmiştir.     

  

          MUALLİM VE BAKTERİOLOG  NİKOLAKİ MAVROĞLU             

            

1-     Ailesi, mektep tahsili hakkında biyografiniz vardır.

2-     Mektepten hangi sene mezun olduğuna dair Veteriner Fakültesinde kütük defteri olacaktır. Bunun istiklal Harbinden sonra Ankara’ya getirdim. Ve Fakülteye teslim ettim. Veteriner tarihi Prof. Nihal Hanımdan öğrenmek kabildir.

3-     Nikolaki Bey Mektep Cinci meydanında iken ders vermemiştir. Size verdiğim grupta yoktur. Boşluğu doldurmak için şöyle düşünüyorum. Hüsamettin Bey gerek salgın gerek Bakteriyoloji vermiştir. Size verdiğim resimde sağdan sola doğru olan grupta gösterdiğim Rifat Bey Askeri doktor ve Emraz-ı Umumiye Muallimi olan başka Rıfat Bey dir. Rifat Hüsamettin Bey en solda olandır. Mahaza benden iki sene evvel mektepte bulunan bir arkadaşı işitmiş. Sağmış ona yazacağım Zira bende 1319 da girdim ben birinci sınıfta iken o üçüncü sınıfta idi. Yazacağım.

4-     Nikolaki Bey salgın hastalıklar dersi ile anatomi patholojik dersini vermiştir. Bakteriyolojiyi Refik Bey vermiştir. Bakteriyolojiyi Refik Bey vermiştir.

5-     Nikolaki Bey Adil Bey zamanında Bakteriyoloji laboratuvarında sığır vebası serumu hazırlanmasında çalışmıştır. Adil Beye de yardımcı ders vermiştir. Sene 1219.

6-     Birirnci Cihan Harbinin başında Yüzbaşı elbisesini giymiş, benimle Eskişehir de bulunmuş ve 1333 (1917) de Pendik Bakteriyoloji Enstitüsünün ilk müdürü olmuştur. (Vatka kadar ben Forfeotdan sonra Müdür vekili idim. Hem Eskişehir hem de İstanbul da kalan sembolik Ensitünün müdürü)

7-     Eskişehirin sükündan sonra tesis ettiğim Ankara’da Etlik’de müesseseyi kurduğum zaman Nikolaki Bey gizlice bize bazı alat göndermede yardım etmiştir.

8-     O vakit Pendik tamamiyle Rumlarla meskûn idi. Türk ailesi azık bir miktarda iskan ediliyordu. O civarda azğınlığıyla meşhur Bakkal köyü Rumları müesseseyi yakmağa teşebbüs etmeleri üzerineNikokal köyü Rumları müesseseyi yakmağa teşebbüs etmeleri üzerine Nikolaki Bey bu musibetten kurtarılmıştır.

9-     Onunla birlikte Pendikte müshazar olan Etem Beyden işittiğime göre oğlu Loto derdik bir gün Zito Venizelos demiş ve Nikolaki Bey bundan çok mahçup ve mütesir olmuş ve yapacağını bilemez hale gelmiş. Kuranda ayet vardır. Oğlunun yaptığından baba ve babasının yaptığından oğlu mesul tutulamaz. Hocanın hiçbir zaman milletimizi recide edecek hal ve tavır sözüne şahit olmadık.

10- Gayet nazik ve gayet çekingen, bazı kendini bilmez meslektaşların tahrikine uğradığında mütevekkilane bir tavır takınır.

11- İdaresi Refik Bey gibi değil çok gevşekti… Oda Rum olması dolayısıyla çekingen olmasından ileri gelirdi. Nitekim ondan sonra Pendiğe Müdür olunca nizama koymak için çok sıkıntı çektim. Söylemeğe lüzum yok.

12- Kıymetli bir bakteriyologdu. Tabii o zamana göre…. Şimdi bizler köhneleşmiş bakteriyoloğuzdur. İnkara mahal yok.

13- Mektebimizde en iyi ders veren hocalarımızdandır. İfadesi gayet selis ve gıramatikal söz söylerdi. Pendik’te ben müdür o da şef iken müessesenin üst katında oturur geceleri bazen görüşür idik. Laf açılmıştı… Hocam dedim, sen türk mekteplerinde okudun. Kuran okuyabilir misin, dediğimde bana bir Mushaf getir dedi… Eline aldı bir yeri açtı gayet güzel yanlışsız yarım sahife Kuran okuyunca şaşıp kalmıştık ki hiç unutamam.

14- Oda oldukça hasislerdendir.

15- Haftada gün aşırı müessesede kalır diğer günlerini Cihangirde Güneşli Sokak’taki evine gider ve Pendiğe dakika şaşmadan gelirdi. Bir gün geç kaldığını görmedim.

16- Bakteriyolojide araştırmaları Osmanlı hükümetinden sonra olmadığından yazmıyorum. Beraber araştırmalarımız olmuş ve yayınlanmıştır.

17- İstiklal Harbinden sonra zaferi müteakip İstanbul’a girildiğinde Vekilimiz Mahmut Esat Bey çağırarak gayri Müslimleri temizlemeği emir. Ona üç gayri mislimin çıkarılmasını tasvip etmediğimi bunlardan birisi Nikolaki Bey olduğunu izahatımdan sonra “ Siz vekilsiniz iktidarınız dâhilindedir, yapınız, ben yapmam “ deyince o da teklifi kabul etti. Nikolaki Bey yerinde kalmıştır ki o vakit nadir vukuattandır. Aklımda kaldığına göre bir de kalds adında Ankara’ da şimendifer Hareket memurudur ki onu da İsmet Paşa yerinde bırakmıştır. Garp cephesinde krıtik ve tehlikeli bir zamanda İsmet paşanın emri üzerine her tehlikeyi hatta idamı göze alarak Afyon’a yetiştirmiştir, İsmet Paşa onu severdi…

18- Nikolaki bey son zamanında müteessirane vefat etmiştir. Bunu da anlatmak isterim.

 

Koyun çiçeği Hastalığı veterinerler arasında çok mühim bir hastalıktır. Koyunculuğa çok engel olur. Refik Bey zamanında muvaffak olamadığımız virüs sensibilizeyi Pendik’te çiçekli serum aşısı namıyla muvaffak olmuştuk. Bu tabi’i Cumhuriyet Devrinde. Ben yazayım da siz siz nasıl münasip görürseniz yazar veya yazmazsın. Biz Claeveau’yu birkaç sene çiçek girmemiş yerlerden tedarik ettiğimiz yerlerdn koyun tedarik ederdik. Benden sonra bu müteahhide vermişler o da rasgelen yerde koyun tedarik etmiş. Bu sebeple sabit bir hale getirdiğimiz virüs bozulmuş Nikolaki Beyin emekli olup yevmiye ile çalıştığı bu zamanlar gönderilen bu aşı muafiyet vermemiş ve telefata sebep olmuş. Bu köylüler tarafından vaki olan mütevali şikâyet nihayet mebusları vasıtasıyla vekile kadar gelmiş. İşte ehemmiyet verilmiş. Bunu hazırlayan Nikolaki Bey nihayet Mahkemeye verilmiş zaten çok korkak olan hoca yataklara düşmüştü. Beni çağırdı. İzin alıp gittim. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu… Çok korkuyordu… Ve virüs için her yerden koyun alınmaz, Şefik bey bunun üzerinde çok hassasiyetle dururdu diye diye anlamadım. Nihayet tespit edilmiş olan virüs şirazeden çıktı diyor ve ağlıyordu; onu temin ettim. Ve mahkemesi yapılacak Kartal’a giderek Hakimle görüştüm ve anlatım. Mahkemesi bir celsede beraatla bitti. Kendisi artık ben yaşamam diyordu hakikaten az zaman sonra vefat etmiştir.

 

Ben unuttum Zati aliniz bildiniz. Vefatında Veteriner dergisinde yazdığım vefat tarihinden biraz zaman evvel bu hadise olmuştur. Bunu mahkemeye veren de o vaktin müessese müdürüdür kim olduğunu hatırlamıyorum.

 

19- Bir oğlu iki kızı vardır. Küçük kızı biraz akıl hastasıdır. Cihangir’de Güneş Sokağındaki evlerinde otururlar.


Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü
 Anasayfa | Ürünler | Araştırmalar | Laboratuvarlar | İletisim

© 2000-2008 Pendik Veteriner Kont. ve Araş. Enst. Müd. Tüm Hakları Saklıdır.